Japonya'nın rezervlerinde 79,6 milyar dolarlık rekor düşüş
Japonya'nın döviz rezervleri ağustos ayında 79,6 milyar dolar azalarak 1,208 trilyon dolara geriledi. Söz konusu düşüş, karşılaştırılabilir verilerin tutulmaya başlandığı 2000 yılından bu yana kaydedilen en yüksek aylık rezerv kaybı oldu.
Reuters'ın aktardığı verilere göre rezervlerdeki gerilemenin temel nedeni, Japonya Maliye Bakanlığı'nın 30 Temmuz-26 Ağustos döneminde yenin değer kaybını sınırlamak amacıyla gerçekleştirdiği 98,7 milyar dolarlık döviz müdahalesi oldu. Yaklaşık 15,4 trilyon yene karşılık gelen operasyon, tek aylık dönemde gerçekleştirilen en büyük yen alım müdahalesi olarak kayıtlara geçti.
Japonya'nın döviz piyasasına yönelik hamlesi, küresel piyasalarda kur oynaklığının yeniden gündemin üst sıralarına çıkmasına neden olurken, gelişmekte olan ülke para birimleri açısından da yakından izlenen bir gelişme haline geldi. Türkiye'de ise piyasanın odağında, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın 10 Eylül'de açıklayacağı faiz kararı bulunuyor.
Yen 40 yılın dip seviyesinden toparlandı
Japon yeni, müdahale öncesinde dolar karşısında yaklaşık 40 yılın en düşük seviyelerine gerileyerek USD/JPY paritesinde 164 seviyesine kadar değer kaybetmişti.
Müdahalenin ardından parite ağustos ayının başında 155,20 seviyesine kadar gerilerken, ilerleyen dönemde yeniden 160 civarına yükseldi. Eylül ayının ilk günlerinde ise 155-156 bandında dengelenme görüldü.
7 Eylül itibarıyla USD/JPY paritesi yaklaşık 156 seviyesinde işlem görürken, piyasalarda 155 seviyesi kritik teknik eşiklerden biri olarak takip ediliyor. Paritenin bu seviyenin altına gerilemesi halinde yendeki değer kazancının hızlanabileceğine yönelik değerlendirmeler öne çıkıyor.
Yabancı menkul kıymet varlıklarında sert düşüş
Bloomberg'in haberine göre Tokyo yönetimi, rekor büyüklükteki döviz müdahalesinin finansmanında ABD Hazine tahvilleri dahil olmak üzere yabancı menkul kıymet portföyünün bir bölümünü kullandı.
Japonya'nın yabancı menkul kıymet varlıkları ağustos ayında 87,7 milyar dolar azalarak 839,5 milyar dolara geriledi.
Japonya'nın dünyanın en büyük ABD Hazine tahvili yatırımcılarından biri olması nedeniyle, portföydeki olası satışların ABD tahvil piyasası üzerindeki etkileri de yatırımcılar tarafından yakından takip ediliyor. Büyük ölçekli satışların devam etmesi halinde ABD tahvil getirileri üzerinde yukarı yönlü baskı oluşabileceği değerlendiriliyor.
Washington ile döviz piyasasında koordinasyon
Son müdahaleyi önceki operasyonlardan ayıran unsurlardan biri de ABD ile Japonya arasındaki koordinasyon oldu.
Reuters tarafından yayımlanan görüntülerde, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in notlarında "Japon yeni satın al (JPY) 5-10 milyar dolar" ifadesinin yer aldığı görüldü. Bessent ayrıca Japon hükümeti ve Japonya Merkez Bankası'nın yenin değerini destekleyecek adımlar atacağı yönündeki beklentisini kamuoyuyla paylaştı.
Söz konusu gelişmeler, ABD ile Japonya arasında döviz piyasasına yönelik koordinasyonun yeniden güçlendiğine ilişkin değerlendirmelere yol açtı. İki ülke en son 2011'deki Fukushima felaketinin ardından döviz piyasasında ortak hareket etmişti.
Japonya Maliye Bakanlığı Uluslararası İşler Müsteşarı Atsushi Mimura da son dönemdeki döviz kuru hareketlerinden yetkililerin "ne memnun ne de rahat" olduğunu belirterek piyasalardaki gelişmelerin yüksek alarm seviyesinde izlendiğini söyledi.
Tokyo ve Washington ayrıca Japonya'nın, ABD Merkez Bankası'nın pandemi döneminde oluşturduğu FIMA repo mekanizmasından yararlanabileceğine işaret etti. Mekanizma, yabancı merkez bankalarının ellerindeki ABD Hazine tahvillerini doğrudan satmadan dolar likiditesine erişebilmesine imkân tanıyor.
Gözler Japonya Merkez Bankası toplantısında
Piyasaların Japonya cephesindeki bir sonraki önemli gündem maddesi, Japonya Merkez Bankası'nın 17-18 Eylül tarihlerinde gerçekleştireceği para politikası toplantısı olacak.
OCBC stratejistleri, BoJ'un toplantıda politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 1,25'e yükseltebileceğini öngörüyor. Faiz artışının gerçekleşmemesi halinde ise dolar/yen paritesinin yeniden 160 seviyesinin üzerine çıkabileceği değerlendiriliyor.
Tahvil piyasasında da dikkat çekici hareketler yaşanıyor. Japonya'nın 10 yıllık devlet tahvili faizi, para politikasının daha hızlı sıkılaştırılabileceği beklentilerinin etkisiyle Eylül 1996'dan bu yana ilk kez yüzde 3 seviyesinin üzerine çıktı.
ABD ile Japonya arasındaki faiz farkı, düşük faizli yen üzerinden gerçekleştirilen taşıma işlemlerinin de piyasalardaki önemini korumasına neden oluyor. BoJ'un faiz politikasında atacağı adımların küresel risk iştahı, sermaye hareketleri ve gelişmekte olan ülke piyasaları üzerinde etkili olabileceği belirtiliyor.
Türkiye açısından bakıldığında da Japonya'daki para politikası değişikliklerinin küresel fon akımları üzerinden dolar/TL dahil gelişmekte olan ülke para birimlerine dolaylı etkiler yaratabileceği değerlendiriliyor.
Yatırımcıların önümüzdeki dönemde Japonya'nın ikinci çeyrek büyüme verilerinin yanı sıra 10 Eylül'deki TCMB faiz kararını ve 17-18 Eylül'deki Japonya Merkez Bankası toplantısını yakından takip etmesi bekleniyor.





